The Arts Lab TurkeY

Archive for the ‘graphic design’ Category

Lesson 1: Intoduction & Project Background (10:08 min)
1. Project File Overview
2. Identifying Ways to Improve a Website
3. Previewing the Finished Website

Lesson 2: Creating a Company Logo with Illustrator (24:52 min)
1. Live Trace & the Tracing Options Dialog Box
2. Adjusting Tracing Presets, Mode & Threshold
3. Adjusting the Trace Settings
4. Converting a Tracing Object into Paths
5. Tracing Strokes & Changing the View
6. Using Live Paint to Fill an Area with Color

Lesson 3: Website Layout using Photoshop (48:56 min)
1. Preparing a Web Page Mock-up in Photoshop
2. Creating Mock-up Navigation Buttons
3. Managing Assets & Working with Layer Groups
4. Working with Rasterized Illustrator Files
5. Importing & Working with Smart Objects
6. Working with Text
7. Adding Buttons to the Layout
8. Using Blend Modes to Add Graphic Highlights
9. Tidying Up Photoshop & Saving Your Project

Lesson 4: Making Slices with Fireworks (46:50 min)
1. Altering Some Design Issues in Photoshop
2. Opening a Photoshop File in Fireworks
3. Using the Slice Tool
4. Making Slices with the Selection Tool
5. Exporting from Fireworks into Dreamweaver
6. Adding More Slices to the Web Page
7. Renaming the Slices
8. Setting Up the HTML File for Export
9. Looking at the Images & Deleting Unused Files
10. Optimizing Images with the Optimize Palette
11. Doing a Final Clean-up Pass

continue  designlink.txt

03 Jan, 2008

Grafik Tasarım ve Esinlenme

Posted by: admin In: graphic design

Çoğu tasarımcı ya da sanatçı, kendini etkileyen bir iş gördüğünde, argo tabiriyle gaza gelip hemen birşeyler yapma isteği duyar. Bu içsel bir kıskanma ya da etkilenmenin sonucudur.

Önümüze gelen birifte, bizden istenenin ne olduğunu iyi anlamak tasarıma başlamanın ilk koşuludur. Yeterince açık olmayan ya da anlaşılmayan bir iş brifinde sonuç rastlantılara bağlıdır ve başarısızlığı kaçınılmazdır. Bu nedenle işi alırken isteneni iyi algılamak çok önemlidir.

Müşteri hemen her zaman en kısa zamanda en iyi işi ister.
Sürekli ve rutin biçimde tasarımla uğraşan tasarımcı için, her gün yeni yeni super tasarımlar yapmalıdır, en sivri konseptlere imza atmalıdır beklentisi, grafik ve reklam tasarımcılığını ağır beyin işçiliği haline çevirir.

Dehası olanların dışında böyle bir şey elbette mümkün değil.
İşe başlarken, hemen macintoshun başına oturup, evet benden ne isteniyor, hmm, (örneğin) bir davetiye, hemen yolalacağım, 2 saat içinde de işi bitireceğim diyemezsiniz. Bazan ilk saniyelerde kafanızda konsepti oluşturabilirsiniz ama bu sürekli başınıza gelmez. Bazan günlerce düşünüp yol alamayabilirsiniz.

İşi alınca öncelikle, panik yapmayın. Ne dendiğine ve sizin ne vereceğinize bir bakın. Özellikle konuyla ilgili, esaslı grafik kitaplarına ve dergilerine gözatın. Sevdiğiniz işleri iyi inceleyin. Kullanılan fonttan, renk seçimine, işin ana fikrinden, lekesel dengelerine kadar� İşte burada esinlenmeler mekaniği devreye girecektir. Mesleki yaşantımda, işi birebir taklit eden tasarımcılarla da, esinlendiği bir işten mucizeler yaratanlarla da çok karşılaştım. Bir şirket logosu için fontundan esinlenemezsiniz. Ama kullanılan renk kombinasyonu sizin kafanızda yeni bir pencere açabilir.

Bütün işler kendine has olmalıdır evet. Şunu da unutmayalım her iş eşsiz bir özgünlükte olamaz. Eğer tasarım fikrine böyle girerseniz eliniz ve beyniniz kasılabilir.

Tasarım için kendinize özgüveniniz tam olsun. Ben bu işi elimden gelen en iyi biçimiyle çözeceğim fikrini kafanızdan çıkarmayın. Ayrıca şunu da unutmayın, ortaya çıkan işin niteliklerini müşteri temsilcinize veya belki de müşteriye birebir siz aktaracaksınız. Nerde neyi yaptığınızı iyi anlatın. Tasarım bazan derdini anlatmak ister. Daha once de örneğini vermiştim, Fortis Bank�ın amblemi tam anlamıyla bir pazarlama başarısıdır. Ama estetik değerleri, endişeler ve eksikliklerle doludur. Dolayisiyle Kabul gören bir iş de olsa, iyi tasarlanmış bir amblemin etkisinden daha az bir etkiye sahiptir.

Tasarımınızın ilk aşamalarında veya ilerleyen zamanlarda, konuyla ilgili estetik hakimiyetine inandığınız bir diğer kişiden fikir edinebilirsiniz. Ya da ilerlemeye başladığınızda, müşteri temsilcisine; bak böyle yol alıyorum da diyebilirsiniz. Ki saatler sonra, �ayy bu çocuk görselinin burda ne işi var� gibi tepkileri önlemiş olmak için.

Eğer bitmiş bir işten esinlenip gaza geldiyseniz, dur şurdaki dianın font ile kullanımını burdan alayım, renkleri şurdan diye kolaj yapmanızı ise önermem. Hem bu mesleki formasyona uygun olmaz hem de yerin kulağı vardır unutmayın.

Diğer yapılan tasarımları görmek için interneti de yoğun biçimde kullanmalısınız.
Tasarımcılığınızın niteliğini oluşturmak için şöyle sorun kendinize; ben gerçekten tasarımcı mı olacağım yoksa salla gitsin mühim olan maaş bordosudur mu� Eğer ikinci şıkkı seçtiyseniz portfolyonuza koyacağınız işlerin, ay başlarında size uzatılacak olan zarfın kalınlığıyla ilgili olduğunu unutmayın.

Dünyanın en iyi grafik tassarımcılarından biri olan David Carson için şu hikaye anlatılır. Surf ile yoğun alakalı olan Carson eskiden bir dönemler grafik yapmıyormuş ve surf yelkeni için başkasına grafikler tasarlatmış. Fakat çıkan sonuçları görünce bu işi ben bile daha iyi yaparım deyip kendi yelkeni için birşeyler yapmış. Sonuç o kadar iyiymiş ki adam içindeki cevheri böyle farketmiş. Benzer bir hikayeye geçtiğimiz yıllarda bizzat şahit olmuştum. Bir dergi grubundaki grafikerle tanışmıştım. İşin patronu grafikerle beni tanıştırırken� asıl mesleği ciğerciliktir ama biz grafiklerini daha çok beğeniyoruz� demişti. İşlere baktım gayet şık mizanpajlardı.

Tüm tasarım dalları özel yetenekler gerektirir. Ama biryerde çalışıyorsanız veya bu işin eğitimini aldıysanız zaten bir yerdesiniz demektir. Eğer piyanist olmak istedeydiniz elinizdekilere bakmalıydınız. Grafik tasarımcı olmak için ezelden yetenekli olmanız gerekmez.

Tags: , ,

03 Jan, 2008

Tasarımda Renk Seçimi

Posted by: admin In: graphic design

Biraz eski grafik tasarımcılar bilir, grafik tasarım yapacağımız zaman (atıyorum, bir gazete ilanı tasarımı olsun bu), bilgisayarın başına oturmadan evvel kalem kağıtla kabaca bir layout (taslak) hazırlardık.

Bu taslakta, fotoğrafı koyacağımız yere bir kutucuk çizerdik. Fotoğrafta bir insan figürü varsa kabaca bir insan çizimi.

Sonra başlığın geleceği yeri karalar, altında varsa metin bölgesini çizgilerle işaretler ve en sonra logonun bölümünü karalardık.

Sonra oturup bilgisayarda bunu uygular ya da varsa bir operatör veye uygulamacı grafikerin başına geçip, kağıttaki tasarımı tarif ederek uygulatırdık. Tasarımı önceden kabaca oluşturmuş olduğumuz için kolayca yol alırdık.

Ancak keçeli uçlu veya tükenmez kalemle çiziktirilmiş bu taslaklarda hangi renkleri kullanacağımızı ya kafamızda kurardık ya da bilgisayarın başına geçince.

Bir grafik tasarımda renklerin doğru seçilmesi çok önemli husustur.

Zeminde renk olmalı mı? Olacaksa ne renk olmalı?

Bordür, başlık, metinler, varsa motifler veya grafik ikonlar, clipartlar� Bunların her birinin ne renk olacağına karar vermemiz gerekir.

Gözümüzde herhangi bir tasarım canlandıralım. Bu yine bir basın ilanı olsun örneğin.

Toplu konut ilanı olduğunu varsayalım.

Bildiğiniz havuzlu, oyun bahçeli, özel güvenlikli sitelerden birinin ilanı diyelim.

En tepede masmavi bir gökyüzü fotoğrafı (uçan birkaç kuş, küçücük bir bulut öbeği), hemen altında bir başlık. Şöyle desin:

�Huzurunuzun yanında gökyüzünü hediye ediyoruz�

Başlığın altında gerekli bilgileri anlatan bir text. Text’in hemen yanında bir aile clipart’ı olsun.

Son olarak logotype ve iletişim telefonları, adres vs.

İlanda bir de çerçeve olsun. Şöyle 2 mm’lik bir bordür.

Hayalgücümüzde canlandırdığımız bu basit ilanda en az 3-4 öğeyi renklendirmek zorundayız. Bir kere başlık renklendirilmeli. Metin siyah kalabilir. Bordür renklenmeli. Zemine renk verebiliriz. Örneğin adres ve iletişim bölgesinin altına bir bant yaptık, bu bandı renklendirmeliyiz. Clipart renklendirilmeli.

Burada en önemli husus ilanın taşıdığı duygudur. Bu duyguyu verecek renkleri kullanmazsak, tasarımı tümüyle bozarız. Kıpkırmızı bir fon, lacivert bir bordür, turuncu bir başlık kullanabilir miyiz? Hata olur.

Bir kere başlıkta huzurdan ve gökyüzünden bahsediyor. Mavi ve tonları, soft yeşil tonlar filan daha uygun bunun için. Sadece renklerin türlerini belirlemek değil, bunları birbiriyle kombine etmek de en az renk seçimi kadar önemlidir. Aynı tasarımda, 4 renk tonunu her farklı kullandığımızda ilanın tüm etkisi değişecektir.

Kafamıza uyan renkleri tasarımda uyguladıktan sonra yanyana koymak bir çözümdür. Birbirine en yakın kombinasyonlardan en beğendiğimizi seçebilir ve diğer alternatiflerle birlikte, yanyana koyup öyle bakabiliriz.

Ben bu değerlendirmece-seçmece aşamasında, neden bilmem sol gözümü kapatıp kendimi biraz geri çekerek, şöyle alıcı (tek) gözle iyice bir bakarım. Sanki sol gözüm beni kandıracakmış da onu devreden çıkarıyormuşum diye mi, yoksa görüş areasını daraltıp olaya odaklanmak mıdır bu? Bilmem. Ama beni böyle bakmak rahatlattığı için ve esas olarak daha kolay karar verebildiğim için.

Tasarımdaki renk duygusu ilk algılanan duygudur. 5 tane aynı ilanın bulunduğu bir sayfada en çok algılanan renkleri kullanmak olarak yorumlanmamalı bu. En doğru ya da doğruya en yakın renkleri kullanmak diyebiliriz.

Unutmamalı ki, tercih edeceğimiz renk vurgusu, işin diğer serilerinde de tüketiciye anımsatıcı olmalı.

Örneğin lacivert fonuyla Turkcell, turuncularla da kardeş marka Turkcell Hazırkart, yıllardır hem anımsatıcı hem ayırıcı bu etkiyi kullanır.

Garanti bankası deyince aklınıza ne renk gelir.

Yapı Kredi deyince ne renk veya Akbank deyince�

Renk odaklaması, bir markanın algılanmasında taşıyıcı bir etkiye sahiptir.

Ayrıca kimi dönemlerde renk kullanımı, yaygın grafik tasarım trendleri oluşmuştur. Örneğin bir dönem kırmızı, siyah ve beyaz birlikte çok kullanıldı. Bir dönem fıstık yeşili, bir dönem içinde siyah olan kirli sarı, bir dönem Pantone gümüş gri. Bu trendlerin oluşmasının kaynağı da esasen şudur; �aa, bak adam yapmış ne güzel olmuş. Biz de yapalım��

Elbette seçilen rengin tonlaması da çok önemlidir. Biliyorsunuz, işler CMYK dengesiyle ve extradan Pantone olarak basılıyor (sözünü ettiğimiz Pantone yukarıda örneği verilen gazette ilanı için geçerli değil elbette. Çünkü basın ilanlarında Pantone renk baskısı mümkün değil).

Tasarımı renklendirmeden önce kabaca bir renk kütüphanesi hazırlamak iyi bir çözümdür.

Ekteki freehand belgesinde renk kombinasyonları ve alternatifleriyle ilgili hazır bir scala mevcut.

İndirmek için tıklayın

(Eski versiyon kullananların da yararlanması için FH9 olarak kaydedilmiştir.
Virüs kontrolu yapılmış olmasına rağmen, her indirdiğiniz dosyayı kontrol etmeniz tavsiye edilir)

Boyut: 98 k

Tags: , ,

03 Jan, 2008

Sunumun önemi ve bir maket örneği

Posted by: admin In: graphic design

Müşterinizi etkilemenin en esaslı yolu elbette iyi bir tasarımla onun karşısına çıkmaktır. Ama iyi bir sunumla (yani �reklamcı�cası �prezantasyonla�) işinizin etkisini ikiye katlarsınız. Ya da kötü bir sunumla tasarımınızın değerini küçültebilirsiniz.

Bazı büyük ajanslar, sırf bir broşürü makete çevirmek için veya bir afişi board�a yapıştırmak için veya herhangi bir maket örneği için bile �maketçi� adı verilen eleman çalıştırırlar. Mühim olan müşterinin, tasarımı bitmişe en yakın biçimde görmesidir.

Bundan 20 sene önce yapılan işlerin sunumu için karanlık odalar kullanılırdı. Yapılan tasarımda, bir çeşit kolaj olan pikaj adı verilen teknikle malzemeler bir araya getirilirdi. Sonra bu kolaj tasarım, istenilen ebada büyütülüp küçültülmüş haliyle kimyalı bir kağıt filme transfer edilirdi. Sonra bu sayfa kartona ya da varsa board�a yapıştırılırdı. Ve işin kötü tarafı, karanlık odadan çıkan işler siyah beyazdı. Eğer logo filan sunulacaksa fofi denilen teknik kullanılarak, pamuk ve ekolin yardımıyla renklendirme yapılırdı.

Uzatmayalım, kısacası o günlerde, şimdiki teknikler, hele 70×100 ebadında bile çıkış alınabilmesi hayal gibiydi. Şimdi, bazı başarılı sunumlarda, örneğin bir katalog tasarımının maketine bakınca filan, sanırsınız ki matbaada basılmış da gelmiş, yani bitmiş iş.

Biz tabii basit prezantasyonlardan bahsettik. Oysa esas prezantasyon, bir kampanyanın bütün olarak sunulmasıdır. Burada, kampanyanın ne kadar argümanı varsa hepsini bir arada müşterinin görüş ve beğenileri için ortaya serersiniz. Reklam filmini bile storyboard ile değil bilgisayar canlandırmasıyla sunabilirsiniz. Müşterinin etkilenme katsayısı, konseptlerinizin onayı için en geçer akçelerden biri. Ama umutmamak gerek, elbette en önemli unsur işin fikridir. Bunu beğendirmek için; bir tür ürün cilacısı olan reklamcı da kendi ürününü cilalayıp boyayarak müşterisine sunmalı.

Örneğin Fortis bankasının amblemi� Böyle bir logotaypda yeralan kutu kutu rengarenk kareciklerden oluşan bir amblemi normalde kurumsal bir müşteriye beğendiremezsiniz. Ama bunu nasıl sundularsa artık, müşterinin onayını almayı başarmışlar. Bu da küçük bir Ali Atıf Bir tarzı eleştiri olsun.

Basit işlerin sunumunda bile dikkat edilmesi gereken dolu nokta var. Maket bıçağıyla düzgün traşlanmış çıkışlar ve paspartular, kabarcık yapmadan muntazam yapıştırılmış poster örnekleri, üstüne kola damlamamış renkli print-out�lar, kırılmamış board�lar, köşesi ezilmemiş kartonlar gibi çoğalan örnekler�

Basit bir çok sayfalı broşür maket örneği

Şimdi, ileri reklamcılık için değil de, basitçe çok sayfalı bir broşür maket sunum örneği verelim. Katlanmış sayfa ölçümüz A4 olsun (sayfa sayısı farketmez). Kapaklar dahil tüm broşürün sayfalarının çıkışlarını aldığımızı varsayıyorum.

Kapak çıkışını bi kenara koyuyoruz. Kapak içini (1. sayfa) ve karşısına gelen sayfayı (2. sayfa) sayfayı açtığımız biçimiyle yanyana koyarız (şekil 1).

Daha sonra karşılıklı iki sayfanın arkasını görecek şekilde iki sayfayı birden ters çeviririz. İki sayfanın sırtlarını birbirine bireştirerek şekil 2�deki gibi selobantla yapıştırırız.

Sonra 1. Sayfanın arkasına, kapağı 3M sprey yapıştırıcı ya da prit ile yapıştırırız (şekil 3). Böylece kapak dahil ilk üç sayfanın maketi hazır.

Şimdi 4. ve 5. Sayfaları az evvel yaptığımız gibi yanyana getirerek, yine arkalarından selobantlarız.

4. Sayfanın arkasını (sol sayfa) ile 3. Sayfanın (sağ sayfa) arkasına kapağı yapıştırdığımız gibi birbirine yapıştırırız (şekil 4).

Aynı şekilde diğer sayfalarda da aynı işlemi tekrarlarız. Son sayfanın arkasına da arka kapağı yapıştırınca işlem tamamdır.

En sonunda broşürümüzün birbirine yapışmasından kaynaklanan taşmaları, eğribüğrülükleri için, selobantladığımız sırt taraf hariç 3 tarafı da maket bıçağı ve cetvel yardımıyla traşlayınca (şekil 5) müşterinize sunmak için cillop gibi bir makket hazır hale gelir.

Bir tasarımcı tasarıma gösterdiği özeni sunuma da göstermek zorundadır. Yani bütün bunların sonunda özetlemek gerekirse, vitrin kötüyse malınız dikkat çekmez.

Tags: , ,

03 Jan, 2008

Kurumsal kimlik çalışmaları

Posted by: admin In: graphic design

Herhangi bir marka için kurumsal renkler, logotype kullanım pozisyonu (logonun sayfa marjlarına mesafesi vs.), Kartvizit, ilan tasarımlarının kurumsallaştırılması, diplomat ve torba zarfları, antetli kağıtları, varsa poşetleri, muhasebe evrakları gibi uzayıp giden listenin tamamı marka kurumsallaşma çalışması çerçevesindedir. Hatta bunun için, büyük markaların kurumsal kitapları vardır. Burada, basın ilanları şöyledir, yazı karakteri (font) başlıkta şudur text’de budur, siyahbeyaz çalışmalar şöyledir, outdoor çalışmalar böyledir, logo şu şu ölçülerde kullanılmalıdır� gibi kuralların çerçevesi belirlenmiştir.

Kurumsal evrakların başlıcaları, kartvizit, antetli kağıt, diplomat ve torba zarf, fatura-irsaliye gibi muhasebe evraklarıdır.

Kurumsal kimlik ise yukarıda sözü geçen tüm çalışmaların kullanım ve konumlandırma formatlarının en ince detaylarıyla açıklandığı kitapçıktır.

Logonun bir basın ilanında veya kartvizitde kullanımında bile spesifik detayları vardır.

Örneğin koç kıvrımı veya sabancının altta iki çizginin ortasında (sa) logo kullanımının tüm detayları kitaplarında anlatılır. Bu kullanım detaylarının dışında kullanılamaz. Böylece, kurumsal kimlikte baktığın zaman kendi kimliği olan bir imaj bütünlüğü oluşur.

Bir tasarımcı logotype tasarlarken, daha sonraki aşama olan kurumsal evrak çalışmalarına da hazır olmalıdır.

Logotype altında 2 tip öğe daha yeralabilir.

Birincisi örneğin dekor isimli bir firma logosunun altında dekorasyon ve tasarım ltd. Şti. Ünvanı yeralabilir. Veya sadece marka sloganı. Örneğin: hürriyet hürriyettir lafı.

Büyük markalar bazı gerekli durumlar dışında sonu �ltd.� Ya da �a.Ş.� Ile biten şirket titrini kullanmazlar.

Grafikerliğin en önemli özelliği, çalışma disiplini ve kimliğidir. Sanat yönetmeni ya da grafiker olmak istiyorsanız, kendi çalışma kurallarınızı belirlemeli ve bu disiplinin sınır çizgilerinden dışarı taşmayacak biçimde çalışmalısınız. Logo bitti, kurumsal evrağı da bir biçimde attırırız anlayışı, markanın bütünselliğini kırar.

Gerektiğinde, yaptığınız logonun amblemle olan ilişkisini bir kurumsal kitapta milim milim ve oran oran açıklayacağınızı unutmamalısınız.

Bunlardan kartviziti ele alalım.

Kartvizitte yeralması gerekli 3 öğe vardır:

1-Logotype

2-Isim ve sıfat (necidir bu kişi? Genel müdür, muhasebeci vs.)

3-Iletişim bilgisi: adres, tel, mail ve web adresi

Eskiden fotoğraflı kartvizitler vardı. Bu fotoğraf kişinin fotoğrafı ya da kasapsa kilolu bir dana imajı filan olur. Artık bunlar kalmadı ama örneğin tbwa/istanbul ajansının kartvizitlerinin bir yüzünde ismin çocukluk fotoğrafı yeralmaktadır. Gayet de hoş bir kartvizitleri var. Mühim olan firkin uygulanmasıyla ortaya çıkan estetik sonuçtur,

Kartvizit tasarımı cüzdana girecek boyutlarda düşünülmelidir.

Yatay olmak zorunda değildir, dikdörtgen olmak zorunda hiç değildir. Ama 15×10 cm bir kartvizit tasarlayamazsınız. Ayrıca iki yüze de baskı yaptırılabilir. Transparan bir malzemeye, hatta kırılmayan bir folyoya bile kartvizit bastırılabilir. Ama esas olan şu, hadi kartviziti serigrafla gümüş folyoya bastırdık, zarf ve antetli kağıda nasıl bir çözüm bulacağız. Belki de bir yerlerinde gümüş ya da varak kullanırsınız. Işte oldu.

Günümüz teknolojisiyle, kartvizitler sadece kağıda değil pvc, ya da serigraf tekniğiyle uygun her malzemeye basılabiliyor. Istenirse bazı baskı yerleri oyulabiliyor, gofre yani kabartma tekniği kullanılıyor.

Antedli kağıt, karvizit, zarf, fatura ve irsaliye kardeş evraklardır. Yani hepsi bir bütün tasarımsal anlayışta olmalıdır.

Standart diplomat zarf, katlanmış ve üstünde kesim işlemi yapılmayacak bir yapıda olduğu için taşmaları olan imajları buna basamayız. Ancak özel bıçak ve özel katlaması olan bir zarfta bu mümkündür. Unutmamak gerekir ki bu diğerinden çok daha pahalı bir çalışma olacaktır. Müşteri buna ne der, bilemem. Bildiğim şu ki müşteri genellikle en iyi işi en ucuza ister.

Antetli kağıtta filigram diye tabir edilen tekrarlı ve daha silik ve üstüne yazı yazılabilecek fon kullanılabilir,

Diplomat zarf pencereli olabilir (kredi kartı ekstrelerinin gönderildiği zarflar gibi). Pencerenin bulunduğu alana tasarım yapamazsınız.

Fatura tasarlıyorsanız, bunun süreli kağıda, yani katlanmış yüzlerce sayfanın yazıcıda yazdırabilir biçimde olduğunu unutmadan tasarlamanız gerekir. Bu da şu demektir, bilgisayarda muhasebeci belli alanları doldurur ve print eder, sizin de bu alanlara sadık kalmanız gerekir.

Ayrıca burda bir diğer husus, fatura ciltli fatura olacaksa bunu basan yeminli matbaanın bilgisi mutlaka yeralmalıdır. Bu yasal bir zorunluluktur.

Torba zarf eğer kraft ise sarımsı renk olacağından basılacak renk hassasiyetine dikkat etmek gerekir.

Tags: , ,


Cool Links For you

About

This is an example of a WordPress page, you could edit this to put information about yourself or your site so readers know where you are coming from.

WHO Visited and loves us Worldwide

Feeds

I heart FeedBurner

WpTürkiye Dirport.com blogarama - the blog directory On our way to 1,000,000 rss feeds - millionrss.com View blog authority
AJAXed with AWP